Leyla'dan vazgeçmeyen mevlaya kavuşamaz..


Kaçınılması zaruri olan hususların başında istismarcılık gelir.


Biliniz ki, değerlendiremedikleriniz de en az değerlendirebildikleriniz kadardır.


Sonsuzluk, algıladıklarını hakkıyla değerlendirebilen ve idrak ettiklerini tatbik edebilenlerin hakkıdır.


Görünüz ve susunuz; dinleyiniz ve gene susunuz; öğreniniz ve gene de susunuz… Ta ki “Konuş” denilene kadar.


Biliniz ki, zamanı geldiğinde dahi söylenemeyecek gerçekler vardır.


Hayat işte bir dakika. Sonrasında garantimiz yok. O yüzden sahip olduklarımızın değerini iyi bilelim çünkü yarın çok geç olabilir.


Karşınızdakilerin de, size karşı dile getiremeyeceği şeyleri olduğunu unutmayınız.


Hakk’ın yüzündeki perde, zanna ve şartlanmalara dayanan hükümlerinizdir.


Samimiyetiniz, karşınızdakine açılabilmeniz kadardır!


Karşınızdakiyle tartışırken, kendinizi onun yerine koyabiliyor musunuz?


Rakamların sonu olmadığını bilirsiniz değil mi?


Dünyada yeri dolmayacak tek kişi, annenizdir.


Her şeye rağmen sizi affedebilecek insan, annenizdir.


Zamanı, bakış açılarının ötesinde değerlendiriniz.


Aynı anda, iki ayrı alemde yaşayabiliyor musunuz?


Ben, sen ve O’nun kalktığı yere gittiniz mi?..


Halife, her devirde mevcuttur; sayısı değişenler, O’nu görebilenlerdir.


Dünya ve kainat, bilincinizde ufalıp kaybolup gitti mi hiç?


Aslı olmayan gölge gördünüz mü?.. Gölge “var” mıdır?..


Nasibinde olmaması, yaradılışındaki mahrumiyetindir; ki asla değişmez.


Yüzeyde kaldığınız sürece, dalgalardan kurtulamayacağınızı biliniz.


Vermek zorunda olduklarınız, almak istedikleriniz nispetindedir.


Kafan boş, gözün boş, gönlün boş; gurur niye?


Bireyselliğin izzeti zillettir! İzafi benliğin izzeti peşinde koşanlar er geç zilleti tadacaklardır.


Tedbir, insanın emniyet sübabıdır.


Avamın ölçemediği insan büyüktür.


Korkundan veya utancından değil, idrakından dolayı işini bilen’e bırak.


Marifet, imtihan veya çileye tabi tutulanın “Allah bilir işini” diyebilmesidir.


Gayb, Allah’ın yaratmadıklarının adıdır, gerçekte.


Yaradılmışın hakikatine eremeden giden insan, amadır.


Aklın da bir hacmi olduğunu unutmayınız.


Kainatın genel yapısı ikidir; birinde kalanlar pişmanlık duyarlar.


Avam; kendinden evvelkilerden aldıklarına, kendinden bir şeyler eklemeden sonrakilere devreden kişiler topluluğudur.


Her insan, bir diğerinden başka mükemmeliyete sahiptir.


Kusurlarınızı yüzünüze vuranlar biliniz ki sizi sevmektedirler... Bazen çekemeseler de.


Yapacağınız hareketlerin gerçek sebebini düşündükçe kendinizden sıyrılır; neticeye erdiğiniz nispette de özünüzün gereğini yaşamaya liyakat kazanırsınız.


Aklınıza gelenlerin değil, onları istikametlendirişinizin tabii neticesine katlanırsınız.


Kalbe dudakların tesir ettiğini sananlar aldanmadadır. Kalbe tesir edenler, kalplerdir. Dudaklar ise, kulağa erişebilirler.


Seni sevenlerin sevgisinin, gerçekte “Allâh”a olduğunu fark edebildin mi?..


Geçip giden şeylerin seni üzmesine fırsat verme ki, anını değerlendirmekten geri kalmayasın.


Sonsuzluk için var olan yeryüzündeki en mükemmelin, sonluluk batağında mahvoluşu ne acıdır!


Sevdiğin için varsan, niye kendini düşünerek yaşıyorsun?


Sevdiğinle beraberken etrafı gözün görüyorsa, bil ki sevginde yalancısın, sadece kendini aldatıyorsun.


Koyunlar da yiyip, içip, çiftleşip, uyuyorlar... Farkında mısın?


En çok kimi seviyorsan, seni en çok o yorar, ki bu tuhaftır. Seni en çok kim yoruyorsa, en çok onunla huzur bulursun, ki bu daha tuhaftır. Ve huzur bulduğunuz şeyler için, her zaman yorulmaya değer.


Parayla satın alamayacaklarınızla olmaya bakın.